STEPAN KUROĞLU’NUN 60 YAŞI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

21-04-2010
   STEPAN KUROĞLU’NUN 60 YAŞI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
 
Dr.İrfan Ünver NASRATTINOĞLU
 
 

Gagauzlar’la ilk kez, l987 yılında Moldova’ya yaptığım seyahatte tanıştım…O yıllarda Sovyet hakimiyeti devam ediyordu ve Moldova,SSCB’nin onbeş cumhuriyetinden biriydi. Sovyet’in hangi cumhuriyetine giderseniz gidiniz, bütün yollar Moskova’dan geçerdi. Bugün Ankara,İstanbul ve hatta İzmir ve Antalya’dan bile direkt uçtuğumuz Kişinev’e, o vakit, Ankara-Moskova-Kişinev yolu ile ulaşmıştım. Sovyet Yazarlar Birliği, bana rehberlik ve tercümanlık etmesi için yanıma Tatar asıllı Türkolog Raşit Aganin’i vermişti…Raşit’le birlikte Kişinev Hava Alanına indiğimizde, karşımızda Gagauz Türkleri’nin iki aksakalını;Dionis Tanasoğlu ile Nikolay Babaoğlu’nu bizi bekliyor bulduk…O andan itibaren Gagauzlar’la, Türkçe çok iyi anlaşabildiğimizi gören Raşit, “bana ihtiyacınız yok” diyerek, gönlünce gezip dolaşabilmek için yanımızdan ayrılmıştı…

O ilk Moldova-Gagauziye seyahatimde, Gagauzlar’ın en önemli şahsiyetleriyle tanışmıştım. Bunlardan birisi de Stepan Kuroğlu idi. Kuroğlu bir ilim doktoru olarak Moldova İlimler Akademisi bünyesindeki Gagauzoloji Bölümünün Başkanı idi. Akademi de, Gagauzoloji Bölümü de, o dönemde verimli çalışmalar yapıyordu. Nitekim Kuroğlu’nun Gagauz Halk Kültürü ile ilgili eserleri de o yıllarda yayımlanmıştı.

  
KISA BİYOGRAFİSİ
 

Stepan Kuroğlu, l940 yılında doğdu. Doğduğu topraklar, savaş sonrasında sınırlar yeniden çizilirken Ukrayna Cumhuriyeti’ne bağlandı. Ne yazık ki o zaman yapılan sınır düzenlemesinde Gagauz topraklarının bir kısmı Ukrayna’ya verilirken, bir kısmı da Moldova Cumhuriyeti içerisinde kaldı. Kuroğlu’nun doğduğu Dimitrovka Köyü, Odesa Vilayeti’nin Bolgrad İlçesi’ne bağlandı. Bugün, Moldova Gagauzları, özerk de olsa bir devlete sahip olmalarına rağmen, ne yazık ki Ukrayna Gagauzları, sahipsizliğin, ilgisizliğin ve bakımsızlığın çilesini çekmektedir. Eski adı “Kannıdere” olan Dimitrovka’lılar, öteki Gagauz Köylerinde yaşayan soydaşlarımızla birlikte, Türk Dünyasından uzanacak dost ellerini sıkmak istemektedir. 

Kuroğlu, ilk ve orta tahsilini doğduğu yerde tamamladıktan sonra, Kişinev Pedagoji Üniversitesini bitirdi. İlk görev yeri doğduğu Dimitrovka Köyü oldu. Burada yedi yıl süreyle hem öğretmenlik, hem de müdürlük yaptı. l969-l972 yılları arasında Moldova İlimler Akademisinde doktora çalışmasını tamamladı ve Tarih İlimleri Doktoru ünvanını kazandı.

Stepan Kuroğlu, önce Moldova Yazarlar Birliği, sonra da Sovyet Yazarlar Birliği üyeliğine alındı. O dönemde, bu Birliklere üye olmak kolay değildi. Zira bir yazarın Birlik üyesi olabilmesi için kendini kanıtlaması, eserler vermiş olması gerekiyordu…Şimdi, Sovyetler Birliği dağılmış olduğundan, Sovyetler Birliği Yazarlar Birliği üyeliği de söz konusu değil, ama Moldova Yazarlar Birliği üyeliği sürüyor. Ancak, kısa bir süre önce kurulmuş ve ilk genel kurul toplantısını yapmış olan Gagauz yazarlar, Stepan Kuroğlu’nu Yönetim Kurulu Üyeliğine seçtiler… 

Kuroğlu, ülke içinde ve dışında düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katılarak, Gagauz tarihi,dili,folkloru vb.konularında bildiriler sundu. Ayrıca çeşitli gazete ve dergilerde çeşitli konuları içeren yazılar yayımladı.

Kişisel çalışmaları sonucu ve yakın arkadaşı Mariya Maruneviç’le birlikte ortaya koydukları bilimsel kitaplar bir yana bırakılırsa, Kuroğlu’nun edebi eserleri şunlardır:  

l. Bir Kucak Güneş (l969)
2. Yollar (l970)
3. Kızgın Çiyler (l974)
4. Kauş Avaları (l977)
5. Çık, Çık Güneş (l98l)
6. Üüsek Kuşlar (l987)
7. İlkyaz Türküsü (l989)
8. Maaneler (l998)
9. Laaleler (l999)

        l0. Yol Yıldızı (2000)

 
EDEBİ ÇALIŞMALARI VE SON ESERİ
 

Stepan Kuroğlu edebiyata şiirle başladı; öykü ve deneme ile sürdürdü. Düzyazı alanında da eserler vermiş olmasına rağmen, daha çok şiirleriyle dikkati çekti ve şair olarak tanındı…Geçtiğimiz günlerde Komrat ve Kişinev’de bir kez daha kucaklaşıp özlem giderdiğimiz dostum Stepan, elime en yeni eseri olan, Yol Yıldızı adlı şiir kitabını tutuşturdu. Bu, boyut ve sayfa sayısı bakımından küçük, ama içerik olarak büyük eserdeki şiirleri yutarcasına okudum. Gördüm ki Stepan Kuroğlu, şairliğinin olgunluk dönemini yaşamaktadır.

Gagauz tarihi, ünlü Gagauzlar, Gagauz halkına hizmet edenler Kuroğlu’nun şiirlerinin ana temasını oluşturmaktadır. Gagauz sanatının ve edebiyatının ölümsüz ustası Dimitri Karaçoban, her Gagauz’un çok sevdiği müstesna şahsiyetlerden biridir. O’nun genç yaştaki hazin ölümü, yıllar sonra da dostlarının yüreklerini sızlatmaktadır. Karaçoban'ın ölüm haberini, Cengiz Aytmatov'un konuğu olarak gittiği Kırgızistan'da alan Kuroğlu, yürek acısı ile bir şiir yazar. Bu şiiri, aslını ve ruhunu bozmadan, küçük bir müdahaleyle okuyucularımızın anlayabilecekleri şekle sokarak sunmak isterim:

 
                           ÇOBAN YILDIZI
 
                                         “ömüre , nice aya,

                                          biz bakardık şaşarak”

                                                                   Karaçoban

                 
                    Gün kauştuydu ansızdan,

                    Gelmişken Bişkek’e konağa

                    Bir ağır haber aslından
                    Düştüm yasa hem salgına.
 
Gözlerimi yaktı yaşım,
Ki ölmüş Karaçoban…
Çingiz Aytmat-Kırgızbaşı
Dediydi: “Ah,aman-aman…”
 
Sabahtan yangına mı çan
Vurdu yüreğim azıp-azıp
Da…rahatladı,gökte haçan
Doğdu Çoban bir Yıldızı.
 

Stepan Kuroğlu bu şiiriyle Dimitri Karaçoban’ı Çoban Yıldızına benzetmektedir. Karaçoban öleli yıllar geçti, fakat O, bugün, her Gagauz Türkü için bir mittir. O’nun felsefi şiirleri, öyküleri ve mizahi fıkraları her toplantıda, her dost sohbetinde okunmakta, anlatılmaktadır.

Dostum Stepan Kuroğlu, bir dönem Moldova parlamentosunda, bir dönem de Gagauz Özerk Bölgesi Halk Topluşu (Meclisi)’nda Milletvekili olarak görev yaptı. Zira buna hakkı da vardı. Çünkü, SSCB’nin dağılmasından sonraki süreçte, bir yandan Moldova’nın bağımsızlığı, öte yandan, Bucak Bölgesi’nde bağımsız bir Gagauz Devleti’nin kurulması mücadelesinde, ön saflarda yer aldı.Gerçi Gagauziye’nin bağımsızlığını tanıyan (Türkiye de dahil) devlet olmadı ama, bu devlet dört yıl süreyle varlığını sürdürdü. O süreçte, Gagauziye’nin geleceğiyle ilgili olarak Moldova Parlamentosunda yapılan müzakerelerde en ateşli konuşmaları Stepan Kuroğlu yaptı ve bu yüzden milliyetçi Moldovanların şimşeklerini üzerine çekti. Bu olaylara değinmemin nedeni, O’nun, yoğun milli duygularını vugulamaktır. Zira bu duygular, şair Stepan Kuroğlu’nun şiirlerine de yansımaktadır.

 
 
 
 
ALLAH’TAN İZİN
 
 

           Bir düş görmüştü Mihail Çakır

         Da sayıkleer:”Neye olsun bu düş,

         İyiliğe mi bu, bir belaya belki,

         Oysa seyrek bir rasgelmiş düşüş?

 

         Görüp şaşmıştı: üç yıldız altı

         Gagauzlar kısmetini güder…

         Kime lazım doğu, kime batı,

         Bize bir Gagauz Yeri yeter.

 
        …Hem klisede geçer Allah Sözü

         ana dilimizde…Kullanalım dini!

         Geç,ama uyanmışık biz, özü-

         Gagauzluu koruyalım deyni.

 

         Büyüğü küçüğü bizim gözel dili

         Evde hem okullarda edinmiş,

        Ana dili pahalı hem sevgili

        Seve-beğene insan zenginlemiş.

 

        Evi,soyu,dini,dilimizi

        Biz korumazsak, kim o zaman?

        Ha sayalım insan kendimizi,

        Koruyalım da olmayalım pişman.

 

 

        Bir düş görmüştü Mihail Çakır       

 

        Da okumayı istermiş kendisi

        Manasını düşün,çağrısını duy…

        Duasında anlamış:Bu,Allah’tan izin.

 

Gagauz Türkleri uzun yıllar Rus,Bulgar,Moldovan(Romen),Ukraynalı vb.gibi uluslarla birarada yaşadılar. Kuşkusuz büyük ölçüde assimilasyona uğradılar, ama bugün, özellikle Moldova’da ve Ukrayna’da 250-300 bin Gagauz yaşıyorsa,bunun başlıca nedeni, ana dillerine olan bağlılıklarıdır.Stepan Kuroğlu, yukarıdaki şiirinde bu gerçeği vurgulamaktadır. Stepan’ın şiirinde belirttiği Mihail Çakır, aslında bir din adamı, bir papazdır. Ama O, Gagauzlar’ın ana dillerini unutmamaları gerektiğini sık sık vurgulayarak ve yayınlar yaparak, Gagauz milli şuurunun kaybolmamasına katkıda bulunan değerli bir insandır.

Gagauz Yeri Özerk Bölgesinin başkenti Komrat, Stepan Kuroğlu’nun birçok şiirine konu olmuştur. Komrat’ın ortasından akıp giden eski Canali Deresi de çok bilinen ve çok kişinin ezbere okuduğu bir şiirinin adıdır. Şairin çok da yayımlanan bu şiiriyle yazıyı noktalarken, (gecikerek de olsa) 60.Doğum yıldönümünü kutluyor; sağlıklı, uzun ömür diliyorum.

 
              C A N A L İ
 
Unutmaa yok nasıl küçüklük evini
Hem mayıl gençliinde ilkinki sevgini.
Canali, Canali, Canali neresi?
Canali- Komrat’ın evelki deresi.
 
Canali-Komrat’ın çan sesi çayırı,
Yok nasıl yaşamaa bu yerden ayırı.
Canali,Canali, ne yalpak var elin,
Kış-yazın zamanı çaar beni,çaar beni!
 
Biz şükürüz neye?Şu aydın dünyaya,
Kazılmış şu toprağa,fidanda bir yaprağa
Hem güne,hem aya,duada sofraya,
Kır-bayır dolaya hem ana-babaya.
 
Nereye de gitsem,hep geri gelecem,
Göreyim evimi, Gagauz Yeri’mi,
Gelene-geçene selamı vereyim,
Anayı-babayı sarmaşıp öpeyim.


 
back

Add comments:

Input code from image:


Added comments



Fahri Müslüm fmuslim@inbox.ru 29/12/2012 01:12
Sayın Dr. İrfan Ürfan Nasrattinoqlu Silere minnettarık ki, bir çok sebeblerden bizim içimizi işıklandırdınız ve yadıma 1967-1069 -cu llerin Tiflis şehrinde keçirdiyim askerlik hayatım yadıma düşdü. Hemin dövrde Rus yaxud başqa bir milletin övladı saydıkım Uzun familinde bir esker arkadaşımız türkce bir şerkini oxuyaraq sıralamaka başladı, men hemen; -arkadaş bu mahnı bizim, sen nereden bu dili bilyorsun, -dedim. O, hirsli-hirsli ben Qaquzam ve benim dilim de Türk dilidir deye şarkısını devam etmeye başladı. Ve biz orda anlaşdıq ki, arkadaşaım biz ikimiz de Türkük.
Sizin bu yazınız beni tekce o sebebden tesirlendirmedi, hem de Müsteqilliyimizden sonra Bütün Türk Dünyası ile nefeslendiyimiz bir dönemde daha da çok işıklandırdı. Bu bahımdan "Azerbaycan-ulu Türküm" poemamdan bir parça Sizlere ermakan ediyorum ve saklıkla qalıyon deyirom.

derdin derdimden böyük,
akrın aqrımdan böyük Azerbaycan-ulu Türküm.
xeyalların yeraltı tunelde sükansız bir qatar,
aramızda ayrılık,
aramızda ölüm var nə irəi gedir qatar
nə geriyə yol ala bilir, qaranlıq yaddaşımda xeyallırı silir.
güneyde, talada karvandan qalmış
bir kara bulud tek yorkun-arkın düşübdü,-
serelenmiş, girelenmiş azerbaycan-ulu türküm.
sinemin altı atlı karıkaların don vurmuş
toprak yuvaları, kum yuvaları
ayazı, şahtasıoyum-oyum.
yarımçık ümitlerin çırakı yaksız,
çil-çirak etmeye çatmır işıkı,
kesik-kesik, kıyım-kıyım,
zamanın astanasında düşüb qalmış,
qərib qalmış
yurdları, obaları bir işıklandıra.
bu yaza bak,
bu yaya bak, sırkalanmış içimde,
kol dibindeki boynu bükük mor menevşe tek
bürküsü, ilkımı, hasreti beni yandıryor,
urvatsız izlermizin tapdakında arpası
samanı ovum-ovum, alsını gelmedi,
çiçeyi gelmedi, otu gelmedi...
...alnımıza yazılmışTanrı yazısı evezine
sapı düyün düşmüş
yamak göyerdi içimizde
azerbaycan-ulu Türküm
 
back
Gagauzlar.md