GAGAUZ YAZILI EDEBİYATI VE MİLLİ KÜLTÜRÜNDE ÜÇ ZİRVE: DİONIS TANASOGLU, NİKOLAY BABOGLU VE DMİTRİY KARAÇOBAN

13-07-2009
GAGAUZ YAZILI EDEBİYATI VE MİLLİ KÜLTÜRÜNDE ÜÇ ZİRVE:
DİONIS TANASOGLU, NİKOLAY BABOGLU VE DMİTRİY KARAÇOBAN

Doç. Dr. Tudora Arnaut
Ukrayna. Kiev Taras Şevcenko Milli Üniversitesi
Edebiyat Enstitüsü Türkoloji Bölümü Öğ.Üyesi
TDK dergisi olan ERDEM e gonderıldı 2009

Key words:modern literature, national person, folklore elements.

All written literature recourses depends on the oral literature. Gagauz written literature for the long time was closed for the world and “the written literature in the literature mean wasn’t formalized”, after what it began to be acquainted. 
In the 1957 year on the Greek alphabet was written the articles in the Karaman language and pray books in the Gagauz language, then the religion person Mihail Chakyr studied the history of the Gagauzs and translated the most of the books into Gagauz language, Russian research and ethnographer V. Moshkov collected the roots of the Gagauz villages, wrote about them and formed the basis of the modern literature. 
In the written literature there are persons, who devote their lives to the people and leaved the track in the Gagauz lives, these people was named as “intellectual heroes of the Gagauz people”. 
The most known persons are Dionis Tanasoglu, Nikolay Baboglu ve Dmitriy Karachoban. 
In this article we estimate the Gagauz culture and modern literature, also try to research the contribution of this three persons. 

Anahtar kelimeler: çağdaş edebiyat, milli kimlik, folklor unsurları.
Tüm yazılı edebiyatların kaynakları sözlü edebiyattan gelmekte. Gagauz yazılı edebiyatı uzun zaman bilim dünyasına kapalı kutu gibi kalmış ve “yazılı edebiyatı tam edebi anlamda formalaşmamış edebiyattır” diye dış dünyaya tanıtılmaya çalışılmıştır. 
1957 yılında çok daha önce Grek alfabesi temelinde Karamanlıca yazılarında dua kitapların Gagauz dilinde yazılması ve okutulması, onun devamında ise din adamı protoirey Mihail Çakır tarafından Gagauz tarihinin incelenmesi ve Gagauz diline din kitaplarının birçoğunun bu şahıs tarafından tercüme edilmesi, rus bilim adamı, etnograf V. Moşkov’un Gagauz köylerinden folklor örnekleri toplaması ve yazıya dökmesi vd. etkenler çağdaş edebiyatın temelini oluşturmuştur.
Zira yazılı edebiyatının temelinde kendi halkına kendini adamış ve Gagauzlar’ın yaşamında büyük iz bırakmış insanlar vardır ki, halk onlar “Gagauz halkın aydın kahramanları” diye anlandırmakta.
Bu şahışların başında Dionis Tanasoğlu, Nikolay Baboglu ve Dmitriy Karaçoban gelmekte. 
Bu yazımızda gagauz kültürünü ve çağdaş edebiyatın değerlendirmesini yapıp bu üç kişinin katkıları incelemeye çalışacağız.



Tüm yazılı edebiyatların kaynakları sözlü edebiyattan gelmekte. Gagauz yazılı edebiyatı uzun zaman bilim dünyasına kapalı kutu gibi kalmış ve “yazılı edebiyatı tam edebi anlamda formalaşmamış edebiyattır” diye dış dünyaya tanıtılmaya çalışılmıştır. 
Dil, gelenek gorenek, yaşam tarzı açısından bir çok ortak yanları olan Türk boyları ortak edebiyat ornekleri açısından da bu zenğinliğe sahip olduklarını tarih içerisinde dunyaya sergilemislerdir. Orhon Yazıtları ,`Divani Lugat-it Turk`, `Kutatğu Biliğ`, `Kitab-ı Dede Korkut` ve diger eserler ortak Türk edebiyatının eserleri olduğu kadar Türk dünyasının bir kolu olan Gagauzlar’ın da eserleridir. Eski Sovyetler Birliği zamanında bu eserlerin Gagauz edebiyatı içerisine dahil edilmemesi ise büyük bir eksikliktir. Zira, Gagauz yazılı edebiyat 1957 yılında kiril alfabesine geçme ile başlatılmakta. Halbuki, eski Türk kaynakları Oğuzlar’ın torunları olan Gagauzlar’ın da edebi hazinesi sayılmaktadır.
 1957 yılında çok daha önce Grek alfabesi temelinde Karamanlıca yazılarında dua kitapların Gagauz dilinde yazılması ve okutulması, onun devamında ise din adamı protoirey Mihail Çakır tarafından Gagauz tarihinin incelenmesi ve Gagauz diline din kitaplarının birçoğunun bu şahıs tarafından tercüme edilmesi, rus bilim adamı, etnograf V. Moşkov’un Gagauz köylerinden folklor örnekleri toplaması ve yazıya dökmesi vd. etkenler çağdaş edebiyatın temelini oluşturmuştur.
Kısaca belirtmek gerekirse, Moldova’nın Romanaya’ya bağlı olduğu dönemlerde Gagauz yazılı edebiyatının kurucusu sayılan din adamı, protorey Mihail Çakır (1861-1938) ana diline ortodoks hristian dininin kutsal kitabı olan “Evangeliya” (İncil) , ‘Psalmı’, ‘Liturgiya’,’Çasoslov’, ‘Klisenin kısa tarihi’, ‘Yeni kutsalların tarihi’, ‘Eski kutsalların tarihi’ adında eserleri Gagauz diline çevirmiştir (Çebotar:7). Bu din adamın katkıları bununla sınırlanmamış ve hükümete başvurarak ana dilinde gazete ve kitap basılması için izin isteyip 1907 yılından itibaren Kişinev’de Gagauz dilinde dini gazete çıkarmaya başlamıştır. Gagauzlar’ın kökenini, gelenek göreneklerini, halk edebiyatını araştırıp “Gagauzı Benderskogo Uezda” (Bender vilayetinin Gagauzları) adında hacimli bir eser ve ‘Gagauzça-Romence laflık’ gibi sözlük de gelecek nesillere bırakmıştır. Latin harfleri ve romen alfabesine dayanan Gagauz Türkçesi ile yazılan bu eserler yüksek edebi nitelik taşımasa da dilinin zengin kelime hazinesine sahip olduğunu göstermekte ve din, dil kültür konusunda kılavuzluk etmektedir.

Zira yazılı edebiyatının temelinde kendi halkına kendini adamış ve Gagauzlar’ın yaşamında büyük iz bırakmış insanlar vardır ki, halk onlar “Gagauz halkın aydın kahramanları” diye anlandırmakta.
Bu şahışların başında Dionis Tanasoğlu, Nikolay Baboglu ve Dmitriy Karaçoban gelmekte. 
Herbiri kendi hayatlarını, mücadelelerini halkına adamış ve kendi isimlerini altın harflerle Gagauz tarihine yazmıştır. Bu kişiler bir alanda kendini tanıtmaktan ziyade, birçok dalda önemli adımlar atmışlardır. Yazarlığın yanısıra, etnoğraf, tarihçi, öğretmen, sinema yönetmeni, folklorcu, ressam vd. branşlar onların hayatlarının meslekleriydi. Ve ücü de aynı zamanda devletin yüksek görevlerinde bakanlık, rektör, müze müdürlüğü yaptılar. Onların hayatında “seçme” hakkı yoktu, onlar halkına yararlı ve inandıkları tüm işleri dener ve koyuldukları işi sonuna kadar götürülerdi. Onlar halkın gerçek milli kahramanlarıydı ve öyle de kaldılar. 
Herbiri hakkında kısa bilgi vermek gerekirse öncelikle Dionis Tanasoğlu’dan başlamak uygun olacaktır. 
Dionış Tanasoglu (1922-2006)
Herbir Gagauz aydını D.Tanasoğlu ismini duydukça aklına ilk onun “ana dilim”şiirini hatırlamakta:
“Ana dilim tatlı bal...”
 
Ana dilim-tatlı bal,
Salkım çiçää kokusu,
Şırasını üklü dal
Vermiş gömeç dolusu.....
Dili lääzım bilelim-
Ona biz inan evladız,
Dili hiç kaybetmeyelim-
Salt onunnan biz insanız.
(D.Tanasoğlu)

Bu dizelerde şair gerçek Gagauz ruhunu aksettirmiş ve dilin yönemini sade cümelelerle anlatmıştır.
Gagauzların arasında Dionis (Deniz) Tanasoglu aydın bir şahsiyet olarak tanınmaktaydı.. Kendisine Gagauzlar’ın arasında Deniz Ağa diye hitap edilirdi. Uzun boylu, kır saçlı, güler yüzlü, yakışıklı, emin adımlarla sakin yürüyüşü ile tanınan Deniz Ağa tam bir Oğuz tipiydi. Gagauz tabiriyle “ esaplı”, yani ahlâklı, sözünü bilen bir adamdı.
 Dionis Tanasoglu 1922 yılında Gagauz Yeri’nde bulunan Çadır ilçesine bağlı Kiriyet köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Nikolay Tanasoğlu, Gagauzlar’ın önemli edebiyatçılarından ve ana dilinde yaratan ilk Gagauz yazarı ve eğitimcisi, Gagauz edebiyatın formalaşmasında da ayrıca ilklerin başında gelmektedir. Bu eğitimini ve ana diline sevgisini babasından alan genç yazar, daha genç yaşlarından itibaren kendini kendi halkına adamış ve tüm hayatı boyunca bu doğrultuda çalışmıştır. 
 İlk okulunu kendi köyünden tamamladıktan sonra Akkerman (yeni adı Belgorod- Dnestrovski; Ukrayna) kasabasında orta okulu okumuş ve daha sonra 1938-1943 yılları arasında romen kasabası Bırlad’da liseyi tamamlamıştır. Romen dilini çok iyi derecede bilen genç Tanasoğlu İkinci Dünya Savaşı sırasında faşist Gitler’e karşı Romen askeri sıfatıyle savaşmıştır.
Çalışkan ve hazimli genç, savaştan hemen sonra kendini okumaya vermiş ve “İon Creange” Üniversitesinde öğretmenlik mesleğine sahip olurken, aynı zamanda dışarıdan da Leningrad Tiatro Üniversitesin’de Aktörlük Bölümü’nü tamamlamış bulunmaktaydı. Daha sonra bu eğitim onun hayatında en önemli yeri tutacak ve “Gavriil Muzıcescu” adına Kişinev İnçesanat Enstitüsü’nde genç Gagauz yetenekleri biraraya toplayıp Aktörlük Bölümü’nün başına geçecektir. 
Tanasoglu genç yaşta başlangıçta kendi köyünde, daha sonra Çadır, Kişinev kasaba ve şehirlerinde öğretmeklik yapmış ve üst görevlerde bulunmuştur. Ayrıca zaman zaman Moldova gazetelerinde redaktör olarak da çalışmıştır.
Hayatını Gagauz halkına, Gagauz biliminin gelişmesine adayan Dionis Tanasoglu başkentteki görevlerinden sonra Gagauz Yeri Özerk Bölgesi Komrat Devlet Üniversitesi’nde Rektörlük görevine getirilmiştir. Bu üniversitenin 3.Rektöru olan Tanasoglu herkezi Gagauz dilinde konuşmaya yöneltmiş ve bu tavırları ile halkın beğenisini toplamıştır. 
1957 yılında Gagauzlar’ın hayatında önemli bir karar alınması gerekirdi: ya dillerini o güne kadar yaşattıkları gibi bundan sonra da sözlü gelenekte yaşatacaklar , ya da bu dili daha da zenginleştirmek ve ölümsüzleştirmek için yazılı edebiyatı oluşturacaklardır. 
Bu kararın tarihi belliydi: Yıl 1957, 30 Temmuz. Moldova Sovyet Sosyalist Respublikası’nın almış olduğu karara ve “Sovetskaya Moldaviya” adlı gazetedeki açıklamaya göre, Gagauzlar kiril alfabesi temelinde ö, ä, ü, c harflerini ekleyerek Gagauz alfabesini kurmuş bulunmaktadırlar. Bu tarih yazılı Gagauz çağdaş edebiyatının yeni sayfası sayıldığı gibi, Gagauz kültür devrimin de bir başlangıcı sayılmaktaydı.
 Kiril alfabesi temelinde Gagauz alfabenin kurulması ve gramerin yazılmasının başında Dionis Tanasoğlu vardı. O güne kadar ancak sözlü gelenekte yaşayan dilin yazıya geçirilmesi ve dil kurallarının hazırlanması, kitapların yazılması ve en önemlisi okullarda dili öğretmek için öğretmenlerinin yetiştirilmesi gibi sorunlar başta gelirken, bu alanda hizmet edecek uzmanlar gerekmekteydi. İşte Deniz Ağa yıllarca ana dilinde eğitim vermek için sıkça Moskova’ya kadar yazdığı mektuplar sonucu bu şans doğmuştu. Kendisi kolları sıvadı ve Moskova’dan gönderilen Türkolog Prof.Dr.Lüdmila Pokrovskaya ile birlikte Gagauz alfabesini oluşturdular.
 Daha sonra da yazar kendi başına okul kitaplarını hazırlamaya başladı. Belirtmeliyiz ki, Gagauz grameri üzerine dokrotasını Azerbaycan’da savunan D.Tanasoğlu hazırlamış olduğu okul kitaplarında ilk defa Türk Dünyası sözlü ve yazılı edebiyattan örnekler vermiş ve Gagauz öğrencisini akraba Türk halkına yakınlaştırmaya başlamıştır. Aynı zamanda, Gagauz köylerinden ana dilini bilen öğretmenlerinin arasında ana dilini öğretmek amacıyle propaganda yapmaya başlamış ve onları eğitmek için o zamanki adıyla Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nde (şuankı adı Pedagoji ve Psikoloji Araştırmaları ) kurslar düzenlemiştir.
 Onun hazırladığı kitaplarda unutulmaya başlanmış eski Gagauz kelimeleri yeniden canlanıyor, yetersiz olan kelimeler de Türkiye Türkçesi’nin öztürkçe sınıfından ekleniyordu. 
Moldova Yazarlar Birliği ile çok yakın temasta olan Tanasoğlu 1957-1960 yıllarında Moldova’nın en fazla okunan ve saygın gazetesi olan “ Moldova Soçialiste” adlı haftalık gazetede Gagauz edebiyatı ve yazarları ile ilgili birer ek sayfa hazırlamaya başlamış. Burada eseri çıkan yazar veya şair tüm ülkeye tanıtılmış oluyor ve bu doğrultuda da Tanasoğlu genç yeteneklere çok önem veriyordu. 
Deniz Ağa ayrıca çok da iyi bir sanatçı ve sunucuydu. İlk radyo verilişlerini o başlattı. Bu programlarda Gagauzlar’ın kimliklerini, tarihlerini, örf ve adetlerini anlatan sanatçı halkın milli kimlik uyanışına neden oluyordu. Kendisi de kemençede çok güzel havalar çalan Deniz Ağa çok da Gagauz türküsü bilir ve söylerdi. 
Gagauzlar’a ait sempozyum, seminer, festival vd. etkinliklerinde yer alan Denis Ağa mutlaka kemençesi ile gelir ve yemek öncesi, en heyecanlı anında ayağa kalkar ve bir bardak şarap oradakilerin sağlığına içip kemençesi ile herkesin yüreklerini hoplatır ve ağlatırdı. Onun kemencesini dinlerken Bucak yerinin çilekeş bahtını düşünür ve aynı zamanda da bu toprağın evladı olduğumdan da ne kadar gururlu olduğunu anlardı insan.
 Dionis Tanasoğlu, SSCB Yazarlar Birliği’nin üyesi olan ilk Gagauz yazarı olmuştur. Ondan sonra diğer yazarlarımıza da üye olma yolları açılmıştı. Çok iyi bir folklor toplaycısı olan yazar, 1959 yılında Gagauz dilinde ve Gagauz alfabesi temelinde “Bucaktan sesler” kitabı basıldı. Bu eserde ayrıca ilk defa Gagauz aydınları da bir kitapta kendi eserlerini yayımlama imkânı buldu. D.Tanasoğlu, N.Tanasoğlu, N.Arabacı, N.Baboglu, K.Vasilioglu, D.Karaçoban, M.Köse, F.Popaz, A.Tukan, I.Çakır gibi Gagauz edebiyatın önemli şahısları bu kitabın sayfalarında yer alan kişilerdi.
Genç yaşlarından itibaren şiir yazan Tanasoğlu rus ve Moldovan dillerinden A.S.Puşkin, M.Y.Lermontov, A.A.Nekrasov, ,A.Krılov, V.V.Mayakovskiy, A.T.Tvardovskiy, M.Eminesku, E.Bukov vd. şairlerin eserlerini Gagauz diline çevirmiştir.Ayrıca şairin birçok şiirleri Rus, Moldovan, Azerbaycan, Türkmen ve Tatar türkçesine çevrilmiş ve aktarılmıştır. Usta piyes yazarı olan Tanasoğlu’nun kalemine ‘Oğlan hem Länka’(klasik konu), ‘Bucakta yalın’ (Komrat devrimi konusu), ‘Keykavus’ (tarih konusu) adında piyesler ait olup, dünyada tanınmış çeşitli piyeslerin çevirisi de şair tarafından Gagauz edebiyatına kazandırılmıştır.
Şairin, Sovyet sisteminin yoğun ve katı olduğu zamanlarında yazmış olduğu şiirlerin konusu komunizm, Lenin, partiye ve rejime övgüler temaları üzerine yoğunlaştığı görülmektedir. Bu tür konuların yanısıra vatandaşlık, insanlık, eşitlik, eski gelenekler, vatan, köyüne hitap ve aşk konuları da bu dönemde basılan kitaplarında işlenmiştir. Gagauz dilinde okul kitaplarını hazırlayan ve uzmanı sayılar Tanasoğlu eserlerinde ana dile büyük önem vermiş ve çeşitli dönemlerde bu konuda birçok şiir yazmıştır. ‘Ana dilim’ adında şiirde ana dilini tatlı bala, salkım çiçeği kokusuna, güzel sese, gevrek söze benzetirken dili koruma gereğini şöyle tamamlamış:
 Dili läzım bilelim
 Biz ona inan evladız;
 Dili hiç kaybetmeyelim
 Salt onunnan biz insanız! (‘Ana sözü’, 1995:4)
Sistemi övgü şiirlerin yanısıra, şair ‘Çal, Bucak türkülerini’, ‘Ay Baba Çakır’, ‘Ne olêr halkım seninnän?’vd. dizelerinde diğer büyük ve eğemen halkların arasında kendi halkının direncini, gelişmesini, ezilmemesini istemekte, kendi akrabalarının yanında olmasını, uzak dedelerine sahip çıkılmasını dile getirmektedir.
İlk Gagauz romanın yazarı, Gagauz edebiyatını Moldovanlar’ın arasında da tanıtmıştır.Türk dünyasını yakından tanıyan D.Tanasoğlu, kendi doktora çalışmasını Bakü’de savunmuş. Oradan esinlenerek ve eski tarihimizi öğrenerek Gagauzlar’ın tarihini kadim Orhon Yenisey Yazıtları’ndan başlatan bilim adamı Gagauzlar’ın ilk ve tek tarih içerikli edebiyat romanını kaleme almıştır. “Uzun Kervan” (1985) adını taşıyan bu eser tıpkı diğer Türk boylarında da olduğu gibi boyun en önde gelen, yaşlı bir ozanı (kauşçu-piyetçi) ile başlamakta.Üç bölümden oluşan bu eser (1.Uzak dedeler; 2. Balkanda Yurtluk; 3.Bucak kırı) bir çocuğun ve ihtiyar kauşçunun dialogu ile başlar:
-“Annatsana ba dädu, ihtiyar kauşçu-piyetçi, bizim halkımızın geçmiş zamannarı için nelär aklında tutêrsın.Nändan biz çekileriz? Nända, nicä yaşamışlar onnar?
-Ee, dostlarım, bizim halkımızın kök-senseleleri eskidän, pek eskidän çıkacêklar.Ölä eskidän, ani unudulêr şansora da hiç inanamarsınız, ki ne çok aslı işlär olmuşlar, deyciz, iki bin yıldan zeedä geri o çoktankı Türk –Oguzlarda, angıları peyda olmuşlardı (oluşmuşlar) eski Altayın legendalı yerlerindä o zamannnar.Masal gibi gelecek ama masal diildir....”Bir vakıtlar varmış....bir vakıtlar yokmuş...” Bölä çekeder sansı (sanki) bizim masallar. E, bän dä bölä çekedeyim, ama aslı gibi işleri annadayım”. 
Evet , D.Tanasoğlu bu eseri ile bize kendi tarihimizi anlattı, öğretti. Yıllarca tarihimizi Sovyet döneminin kurulması ile “sipariş “ eserlerin arasında bu eser adeta bir dağ gibi göğsünü gere gere karşılarına çıkmıştır .
 Perestoyka dönemi başladığında D.Tanasoğlu o güne kadar kendi kimliğimizi koruma mücadelesini ve Gagauzlar için otonomi isteğini dile getirmeye sıkça başlamıştır .“Ana sözü” gazetesinin baş redaktörü Todur Zanet bu anıyı şöyle anlatmakta: “..çoyu beki bilmeer, açan çekettirdiydik avtonomiya için çalışmaları Dionis Nikolaeviç geldi redakţiyeya da deer: “Yazalım bir kiyat Moldova’nın büüklerinä, ani Gagauzlara lääzım avtonomiya. Hem bu avtonomiya için lääzım sık tutmaa kendimizi”. O kiyadı yazdık. “Ana sözü” sayfalarında tiparladık. Bir şüpesiz: avtonomiyanın kuruluşunda o kiyat ta kendi rolünü oynadı.
İlk adımnar latiniţa için ondan da çeketti. (Ana sözu 2006; Harman ayı (Ağustos)).” 
Bu şair hakkında kısa bilgileri tamamlarken onun yaratıcılığını ve Gagauz ruhunu aksettiren bir tane şiiri ile noktalamak olacaktır:
Gagauzistan
Dannar şen aarêr
Sabaa başında
Gün dä şılêr
Gül başçasında.
Kalkêr taraf işä
Girgin insannar,
Darsık ürekli köşä
Ömürü açar...
Ana tarafım,
Sevgili topraam
Bucak, Vatanım,
Gagouzistan.
Gelmää o günä
Ne zor yollar, 
Kısmet önüne
Ecel hep konar..
Çok geldim, Uzun Kervan,
Halkın gagouz, 
Ama korudan inan,
Yolu tuttun uz.
 
Ana tarafım,
Sevgili topraam,
Bucak, Vatanım, 
Gagouzistan.
Ana tarafım,
Sevgili topraam,
Bucak, vatanım,
Gagouzistan!.......



Nikolay Baboglu (1928-2008)
Gagauz edebiyatın diğer önemli zirvelerinden Nikolay Baboglu gelmekte. 
Bu insanı genç yaştan beri tanımak ve her fırsatta onunla ya telefonda ya da ziyaretine gidip konuşmak , onun nasihatlerini dinlemek, konuşmasından adeta büyülenmek ve Gagauz dilinini kıymetini her defasında daha yakından anlamak gerçekten çok anlamlı bir duygu. Ona baktıkça sanki tüm halkın zenginliklerini sırtına üstlemiş ve bir kadim mozayik taşına benziyordu N.Baboglu. Her konuşmada yeni bir bilgi aktarıyor ve gökkuşağın renkleri gibi parlıyordu zengin hafızası. Kendi köyünü bu denli iyi tanıyan ve hatırlayan birisini bulmak kanaatimce imkansızdı.. Fakat , bilgileri ancak kendi köyün tarihi ve araştırması ile kalmıyor Gagauz köylerinin tarihi belleğinde taşıyordu.

 Nikolay Baboglu 1928-2008 yılları arasında yaşamış bir Gagauz aydını. 
Gagauz Yeri Otonom bölgesi Kıpçak (eski adı ile Tatar-Kıpçak) köyünde Gagauz ailesinde dünyaya gelen Baboglu babasının da isteği ile din okuluna yazılmak istemiş, fakat 30. yıllarda Gagauz milletinden çocukların bu tür okullarda okuması hor görüldüğü için yerli notere rüşvet vererek milletini romen olarak yazdırdıktan sonra, şimdiki Ukrayna toprlatlarında bulunan İsmail Din Seminerisi (din okulu) ne alınmıştır. Bu ve buna benzer özgeçmişini yazar birçok hikyalerinde dile getirmiştir.(Cebotar: 1993;33). Rus – Alman savaşın başlaması ile gençin okuması da yarım kalmış ve burada 4 yıl okuduktan sonra okul kapatılmış ve kendisi kendi köyüne dönmek zorunda kalmıştır. 

Daha, sonra Sovyet dönemi Basarabya topraklarına hakim olduğunda genç Baboglu Kahul Pedagoji Meslek Okulunu dışarıdan kazanır ve yarım kalan din okulunu bitirmez. Ancak, tekrar kendi milli kimliğini geri almak için yeni kurulan Sovyet hükümetine başvuruda bulunur ve milletini Gagauz diye pasaportunda yazdırır.
 
Kendi halkına aşık olan eğitimci, hayatı boyunca eğitim sisteminde çalışır ve kendi köyünde öncelikle öğretmen daha sonra yönetici, okul müdürü diye görevlerini sürdürür. 

Hatta bir hususu da belirtmek gerekirse, yeni sovyet rejiminin ilk yıllarında okulları kurmak amacıyle yapılan eğitim politikası çerçevesinde okuma yazması olan gençleri okullarda öğretmek statüsüne alıyorlar ve böylece, askerlikten de muhaf tutuyorlardı. 16 yaşına giren genç öğretmen okulda öğretmeklik yapmaya başlar ve 1-ci sınıfları okuma yazmaya öğretmeye çalışır. 

1944-1950 yılları arasında Kahul Pedagoji okulunu dışarıdan okuduktan sonra, 1953. yılda ise yine dışarıdan Kişinev Devlet Üniversitesi Moldovan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okumaya başlar ve başarı ile tamamlar. 

1990 cu yıllarda N.Baboglu, kendi halkına hizmetlerini sürdürüken Moldova Milli Eğitim Bakan Yardımcısı seviyesine yükselir. Romencesi iyi olan N.Baboglu Moldova hükümetine hizmet ederken, aynı zamanda Gagauzlar’ın bir gurur kaynağıdır. Her fırsatta Gagauzlar’a yardım elini uzaltan Bakan Yardımcısı Gagauz dilinde kitapların yazılması ve Gagauz dilinde eğitim yapılması için hükümete baskı yapar, aynı zamanda da Türkiye ile de ilişkilerinin daha sıkı olması için de çaba harcıyordu. Onun yardımı ile birçok Gagauz öğrencisine Türkiye’nin ve başka Türk Cumhuriyeleri’nin kapıları açılmıştır. Bu ve diğer üstün başarılarından dolayı 1961 yılında Moldva hükümeti ona “ “Za trudovıye doblesti” ( Üstün çalışma madalyası) ve 1996 yılında yine Moldova Hükümeti “Pentru meritul tsivink’ madalyasını laik görülür. Gagauz Yeri Özerk Bölgesi de ona “Gagauziyanın Şannı Vatandaşı” ünvanı ile şereflendirmiştir.

İlk Gagauz okul kitapların hazırlanmasında onun da büyük emeği vardır. Gagauz dili VII-VIII klaslar için 1962 yılında basıldıktan sonra büyük rağbet görmüş ve daha iki defa baskısı yapılmıştır. 
Nikolay Baboglu 90 cı yıllarda ise Gagauz okul kitaplarının asıl temel taşlarından biri oldu ve okul kitaplarının tümünü kardeşi İgnat Baboglu ile ve bazılarını da Konstantin Vasilioglu ile beraber hazırlamışlardır. Gagauz gramerini akademik düzeyde ilk defa yazan yine kendisi oldu.

1957-1960 yılları arasında N.Baboglu Gagauzlar’ın yoğunlukta oturduğu Komrat kasabasında “Komrat” adlı Gagauz dilinde basılan gazetede tam 8 yıl çalışmıştır. Ayrıca , Kişinev gazete ve televizyon programlarında Gagauz dilinde birçok program hazırlamıştır . Gagauz halkının karşısında 1990cı yıllarda önemli bir yol ayırımı oldu: ya 1957 yılında kiril alfabesi temelinde kabul edilen ve birkaç harf eklenerek kullanılan Gagauz alfabesi esasında eğitim yapılacaktı ya da tam aksine dünyaya ve Türk dünyasında özellikle açılım yapıp latin alfabesine mi geçilecekti. Bu dönem Gagauz bilim adamları da ikilim içerisinde ve ikiye ayrılmışlardı. İşte burada N. Baboglu 1988 yılında tek gagauz gazetesi olan “Ana sözü” gazetesinin başındayken latin alfabesine geçişle Gagauzlar’ın doğru bir adım atacaklarına inandı ve gazetede latin alafabesi ile yazmaya başladı. “Gagauz Eri Gagauz dilsiz”, “Latin grafikasına yolumuz”, “Yazımız – üzümüz” adlı yazılarında hem propaganda niteliği hem de eğitim konusunu görmek mümkündür. Onun bu girişimini bazı aydınlar “Moldovanlılar geçti diye bizi de geçirmeye çalışıyorlar, aslında onlar Moldovanlılar’a satıldı..” gibi ifadelerle baskılar yapmaya basladılar. Fakat o , bir uzman eğitimci olarak kendi inandığı yoldan sapmadı ve gazetenin her sayfasında birer sayfasını latin alfabesinde yazdı ve halkı adım adım dünya ve en önemlisi Türk edebiyatına yakınlaştırmaya başladı. Gagauz okul kitaplarını, gramerini yazarken ise birçok kelimenin Türküye Türkçesi’nden alındığını görmekteyiz. Zaten kendi gramerini o güne kadar ana dilinde yazmayan bir halk için bu çok doğal bir adımdı. 

1957 yılında Gagauz dili kiril alfabesi temelinde kurulduğunda ve ilk okul kitapları da hazırlanmaya başladığında yine D.Tanasoglu ile birlikte, Gagauz kurallarını akraba haklarının ve Türkiye gramerinden esinlenerek aldılar ve Gagauz gramerinin o dönemlerde temelini atmış oldular. Zira, o güne kadar edebiyatı, grameri olmayan ve ancak sözlü edebiyatta kendi varlıklarını sürdüren bir halk olarak sayılmaktaydı Gagauz halkı. 

1984 yılda N.Baboglu Moldova Yazarlar Birliği Üyesi olur burada danışmanlık görevine de başlamıştır. Daha sonra burada açılan Gagauz Bölümü kısmında uzun yıllar Başkanlık yapmış ve bir çok Gagauz yazar ve şairine yardımcı olmuştur. Onun amacı Gagauz köylerinden gençleri yetenekleri yetiştirmek ve onlara yeni ufuklar açmaktır. Bugun çağdaş Gagauz edebiyatını oluşturan yazar ve şairlerin birçoğu onun gözetiminde yetişmiştir.

Gagauz edebiyatına öncelikle düz ve uzun yazıları ile damgasını vuran N. Baboglu 1969 yılında “ Gagauz folkloru” kitabı ile ilk adımı atmış oluyor. 1974 yılında “ Legendanın izi” adlı eserini, “1979 yılında “Bucak ecelleri”, 1981 yılında düz uzun hikaysi “Karanfiller açtılar yenidän”, aynı eser 1986 yılında B.İzmailov tarafında rus diline çevrilir “(“Гвоздики расцвели вновь”) , 1998 yılında “Gani”, basılır. Bu eserlerin ortak bir tarafı var, o da yazarın çok iyi bir folklor uzmanı olmasıdır. Yazar, bu eserlerinde Gagauz sözlü edebiyatını ayrıntısına kadar kullanırken, maddi kültür değerlerini de son derece ustaca işlemektedir. Edebi şekil verdiği “Masallar” kitabı dedesinden duymuş olduğu masalları içermekte. 1994 yılında ise Türkiye’de “ Bir Öykümüz Var” öykü kitabi basıldı.

Şiir konusunda da bayağı başarılı adımlar atam şair, Dunay, Pojaluy v Dom (1984) ("Dunay Gir İçeri"), 1998 yılında “Tarafımın piyetleri” ve 2003 yılında seçme şiirlerinden “Güz çiçekleri” adlı eserleri, Gagauzlar’ın takdimine sunmuştur. Publitsistik Yazıları ile de tanınan N.Baboglu birçok ilke imza atmış ve kendi anılarını, bizat yaşadıklarını ve doğru bulduğu gerçekleri “Publiţistika yazılarında (2000) ve “Gagauzların kaderi” (2003) yılında adlı eserlerinde toplamıştır. 
Gagauzlar’ın özerklik mücadelesini, Gagauz dilin korunlası için atılan adımlar, halkın refahı için devletin uygulamaları ve bu konuda eksik ve yanlıklışlar “Publiţistika yazılarından” kitabında dile getirilmekte. 

Gagauz folkloru kitabına o dönemin politik havasını aksettirmek için yazılmış olan politik şiirleri yer alırken, daha sonraki şiirlerinde tabiat, ekmek, toprak, Bucağın kaderi, vatan, dostluk, Gagauz halkı için kaygılar ve duygular, ana ve örf ve adeetler vs. temalarını işlemiştir. Eserlerinde çok defa Gagauz folkloruna başvuran Baboglu kaybolmaya yüz tutmuş bir çok folklor örnekelerini, gelenek görenekleri gazete, dergi ve araştırma niteliğindeki makalelerinde gün ışığına çıkarmış, bazı türlere ise eserlerinde yeni bir canlılık kazandırmıştır. Yukarıda değinmiş olduğumuz Tarafımın Piyetleri’nin adında kitabının ‘Poemalar, Legendalar, Masallar’ ismini taşıyan ikinci bölümünde, kitabın adını taşıyan ‘Tarafımın piyetleri’ şiirinde Gagauz masalı konu işlenmiştir. Masalın kahramanı Oğlan, Tuna boyunda düşmanla yaptığı savaşın sonunda ölür ve sevgilisi Länka kendisini Tuna’ya atar ve Tuna İle evlenir. Bu evlenme töreni Gagauz geleneklerine göre yapılır. Bu vesileyle masalda Gagauz adetleri de anlatılır (Argunşah , 685).
 Bucak’ın birçok yerlerinde iskit, peçenek, tatar kurganları bulunmaktadır. Milliyetçilik teması, şairin şiirlerinde bu kurganlara, anıtlara, sahip çıkma duygusu ile yüklenmiştir:
 Çadır merasında derin evellärlen kök-kökä
 Yatırdı örtülü göklärlän bir tepä
 Dizmişti vakıtlar sayı dizilerinä binnerlän yıl
 Gelip geçärdi zamanlar hiç sormadan kimnär
 Neyä kayıl, neyä da diil kayıl.
 Yakardı vakıtlar tepelerdä ateş yalınnarnı
 Da savaşırdılar şılatsın bizä tepä altında insannarını.
 Oğuz gölgeleri çıkardılar ordan avşam –avşam
 Tepä dolayında bakıp gezärdilär ulam- ulam
 Hazar hem skif milletleri, peçeneklär,
 Kimnär taa zamandan bu toprakta gezmiştiler...
 Sorardı gölgelär ‘ani büünkü senselemiz?
 Ani onnar, kimi çoktan görmää isteeriz biz?
Baboglu aşk konusundaki lirik şiirleri işlerken beyit şeklinde örnekler yazmaya denemiştir:
 Gökä diidim, diidim ellen yıldıza
 Gönül koydum, cannan düştüm bir kıza

 Sevdam taştı güüdeciimdän döküldü
 En baş peetim ona, ona düzüldü

 Erä diidim, bastım ana topraama
 Yarim, senin dökülerim kucaana.

Nikolay Baboglu hayatını çok yönlü ve renkli yaşadı. Birçok alanda kendini deneyen ve çok başarılı olan bu insan her zaman tüm hedeflerine eğitimci gözü ile çözmeye çalıştı . 

Dmitriy Karaçoban (1933-1986)

Bucak tarafında en güzel mevsim ve ay olarak bilinen Mayıs’ın 27 de 1933 yılında dünyaya gelen Dmitiry Karaçoban Komrat iline bağlı Beşalma köyünde dünyaya geldi. Tüm dünyaya bu köyü kendi çalışmaları ile tanıtan Karaçoban aynı zamanda tün dünyayı da bu küçücük köye sığdırmaya başardı. 

Doğduğu dönemlerde Romanya’nın Moldova’yı işgal etmesi sonucu birçok sıkıntıları da beraberinde getirmiştir. O dönemin sisteminde olan Romen memurların ve özellikle bu bölgede bulunan görevlilerin Gagauzlar’a çırak muamelesi yapmaları ve küçük büyük herkese kötü davranmaları küçün Dmitri’nin de hayatını etkilemiştir. Zira ailesi topraktan, eski sıva ile sıvanmış ve tek zenginlikleri, daha doğrusu ekmek kazançları olan bir de eşekleri vardı . Romen zenginlerinde çırak olarak çalışan ailelerin çocukları okuma fırsatlarını yakaladıklarında ise okullarına devam etmeye çalışırlardı. Keza Gagauz aileleri çocuklarının eğitimlerine büyük önem veriyorladır. Küçük Dmitriy Romen işgali döneminde 3 sınıf okumuştur. 

 Sovyet askerinin Moldova’yı Romenler’den savaş sonrası kazanmasından sonra genç Dmitriy okuluna devam etmiş zira okumak ve halkına hizmet etmek onun daha o dönemlerde varolan hayaliydi. Rus dilini de öğrendikten sonra ilk okuduğu kitap ise “Станционный смотритель( Istasyon denetleycisi) olmuştur. 

1947 yılında kendi köyünde 6 sınıf okuduktan sonra eğitimini devam etmek için Kongaz köyüne gider ve yatılı olarak bir yıl okur. Maddi sıkıntılardan dolayı ne yazık ki daha çocuk yaşta sayılacak olan Karaçoban okulunu yarıda bırakır ve 1950-52 yılları arasında Ukrayna’nın Harkov şehşirene gelir ve burada inşaata çalışmaya girer. Okuma arzusu onu yine de bırakmaz ve 1951-52 yılları arasında yarım kalan okulunu dışarıdan okumakla tamamlar ve 8 yıllık eğitimi öylece sonlanır. 

1952-55 yılları arasında genç Karaçoban Sovyet Askerliğinde vatani görevini er sıfatı ile yapar ve Sibiryanın Dalnıy Vostok (Uzak Doğu) bölgesinde askerliğini tamamladıktan sonra eve dönerken müzik sevdalısı olan babasına bir keman getirir. Babası maddi sıkıntılardan dolayı kemanını satmıştır. 
Daha askerlikte yetenekli Karaçoban kemanda alaylı olarak çalmayı öğrenir ve ayrıca kendini resimde denemeye başlar. 
Eğitim onun hayatında en önemli yerdeydi. Kendini halkına adamak ve Gagauzlar’ı dünyaya tanıtma yolunun eğitimden geçtiğini biliridi genç yetenek. Bu nedenle askerlikten dönerken ilk önce Kişinev’e gider I.E.Repina adına Respublika Resim Okulunun Sanat Bölümü’ne evraklarını verir ve bu bölümü kazanır. Eve gelip söylediğinde ise bu adımı ailesini hem sevindirir hem de şaşırtır. Zira, her aile gibi onlar da oğullarının herkez gibi bir branş sahibi olmasını ısterler, keza sanat mesleği ile gelecekte aile geçindireceğinden pek de emin değillerdir.

Genç sanatçı 1955-57 yılları arasında ressam okulunda okuduktan sonra bu okulu yarıda bırakır, çünkü kendini başka alanlarda da denemeler yapar. Özellikle yazarlık konusu onun ufkunu daha da genişletir ve bu okulda verilen bilgilerin yetersizliğini hisseder. Gördüklerini yazıya ustaca dökmek için bilgisinin yetersizliğini bildiği için 1957 yılında Komratt’a bulunan 3 numaralı okula lise son sınıflarına. yani 9-10 sınıfına yazdırır ismini. İki sınıfı da özel sınavla verir ve kazanır. Komrat’tan Beşalma dönüşünde ise yaya gelen yolda hep “ diplomasına “ bakarak varırı köyüne. Daha sonra ise Kagul Pedagoli Meslek Okulu’nu kazanmış , fakat bir yıldan sonra orasını da bırakır. 

1958-64 yılları arasında Dmitriy Karaçoban yukarıda sıralamış olduğumuz eğitim sıralarını tamamladıktan , bazılarını yarıda bıraktıktan sonra kendi Beşalma köyünde orta sınıfı okutan Gagauz öğretmeni olarak pedagoji eğitimine başlamıştır. Resim, çizim , Gagauz dili derslerini veren genç öğretmen çocukları o denli sever ki, çocuklar birçok zaman ders bitiminde de onun yanında kalıp ve evlerine geç saatlerinde döner, yertesi gün ise öğretmenlerinden yeni bir şey öğrenmek için adeta okula koşarcasına giderlerdi. 

Gagauzlar diğer halklara göre sayıları az olan halkların arasına girmekteler. Gagauz halkı hakkında ancak Gagauz okulların açılması ile sesini dünyaya duyurmaya başladı. Yine de bu ses yetersizdi. Halk kendi kahramanları ile tanınır der atasözümüz. İşte , Karaçoban halkın gözünde bir yetenek, kahraman olarak tanınmaya başlarken halkın yetiştirmiş olduğu bu yetenek Sovyet Döneminde Maksim Gorkıy adına Edebiyat Enstitüsü’ne evraklarını hazırlar ve bu bölümü kazanır. Buraya girmek için çok yetenekli olmak gerekirdi. Bir yandan ailesini bakmakla mükellef olan Karaçoban bu bölümü dışarıdan okumak zorunda kaldı. Bu eğitim ise onu gerçek bir yazar , çağdaş Gagauz edebiyatın klasiği yaptı. 

Karaçoban 1962 yılında kendi sergisini Çadır kasabasında açtığında tam 35 çalışma sergilemiştir. 1,5 ay uzanan bu sergide çok büyük ilgi toplamış ve yankılar yaratmıştır. Zira onun çalışmalarında sıradan halkın bakışları, yaşamanın verdiği sevinç ve de zorlukları yansıtılmaktaydı. Ressamın bir tane resmine bakarken dahi kitap kadar yazılacak anlamlar yüklüdür. Ayrıca heykeltraş ile uğraşan ressam kendi köylülerini kendi eserlerine taşımıs ve onları ölümsüzleştirmiştir. Onun eserlerinde koskoca bir Gagauz halkın ömrü yazılmıştır. Her biri bir şaheserdir.
Zaten doğma köyünde müze kurmaya başladığında tüm resimler ve de heykeltraşlar kendisinin eseridir. Hatta tüm müze içindeki heykel mallarını kendisi yaratmış ve bu nümuneler hala da kendi varlığını korumaktadırlar. 

 Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü’nü bitirirken mezuniyet çalışması “İlk laf” adlı kitabı olmuştur. Onun, kalemi o denli sade ve halkın dili ile yazılmıştı ki halk onu okumaya başladığında Gagauz dilin bu denli güzel olduğunu kendisi de daha bir defa anlamış ve de sevinmiştir. Onun şiirleri 1957-60 yıllarda D.Tanasoglu’nun başkanlığunda açılan Gagauz dili derslerinde ve hazırlanmaya başlanılan kitaplarda yer alırken Gagauz okuru yeni bir çığır açan Karaçoban’ın eserleri ile tanışmaktadır. 

Gagauz edebiyatında ilk profesyonel yazar, şair Dmitriy Karaçoban sayılmaktadır
 İlk şiirleri 1957 yılında Moldova Soçialiste gazetesinin haftalık ilavesinde çıkmıştır (Çebotar; 49). Fazla edebi nitelik derinliğinde bulunmayan ilk şiir örneklerde çoğunlukla tabiyat tasviri yapılmıştır. 
 İlk şiir kitabı olan İlk Laf aynı zamanda Gagauz dilinde yayımlanan ilk kitap olma özelliğini taşımantadır. Gagauz folklorunu çok yakından tanıyan şair bu kitaba bu bilgilerini taşımış ve halkın yaşantısını yansıtmıştır. ‘Ça-heys’, ‘Lak-tık’, ‘Yortu oyunu’ isimli şiirlerde folklorun yoğun izleri bulunmaktadır. Arabacı’nın suretinde halkın o zamanın zor şartlarında yaşantısı sade bir dille anlatılırken , onun öküzleri aydama sesi olarak söylediği ça-heys adeta bir müzik melanholisi gibidir.
 Salkımın ardından
 Sabaa şılêêr,
 Ça-heys, Ça-heys
 Bir erken taliga
 Din tıngırdêêr,
 Ça-heys,Ça-heys
 Gücüle seçiler
 İleride yol,
 Ça-heys, Ça-heys
 Ön dipte oturêr
 Bobaylan ool....¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬
 Ça-heys, Ça-heys
 Zenginin boodayı
 Daa pek yırak,
 Ça-heys, Ça-heys
 Biz de ool bobaylan-
 İki çırak
 Ça-heys, Ça-heys (Argunşah; 690).
 Gagauz halkına ‘Bän isterim, ki benim kiyatlarım (kitaplarım yazar.düz.) insannara taa islää, pak candan, cömert olmaa yardım etsinnär’ sözleri ile hitap eden şair kendi arzusuna erişmiştir, çünkü onun işlediği aşk, tabiyat, sosyal hayat, yüksek felsefe, tarih, halk bilimi, yüksek edebiyat, romantizm vb. gibi konular sadeliği ve derinliği ile halkın tüm kitlelerine büyük bir özentiyle ve profesyönelizmle duyurulmuştur. 
Gagauz insanı onun şiirlerinde kendinden bir parça bulmaktadır. Oğluna duygularını mektupla ulaştırmaya çalışan validenin 
 Oolum, oolum, yalnız uşaam,
 Yazayım bir kiyat, kalayım aşaa
 Olsa sende, evlad, bir can
 Beni kolay sän annaycan.
 
 Zoor yıl oldu, sıra geldi,
 Da bukamı sana böldüm
 Korku çektim senin için,
 Korkulardan acıyer içim...(Sabaa Yıldızı der.;66) sözlerini bir anlayış beklentisi taşırken anne-babaya hatır gütmek, onlara saygı göstermek yine onların evlatlarına karşı yaptıkları adımlarla ‘Geldim yoldan’şiirinde dile getirilmektedir.
 Geldim yoldan digin bän,
 Yufka hem diil zengin dä
 Da tä küüyä girdiynän,
 Selämımı verdiynän
 Küüdä insan bakardı,
 Herkez bişey sorardı
 Dostum sordu: ‘Hep dostmusun?’
 Ahmak sordu: ‘Hep prostmusun?’
 Sıkı: ‘Borcu verecän mi?’
 Sarfoş: ‘İkram edecän mi?’
 Kardaş: ‘Kazanç hiç var mı?
 Bana da pay olar mı?’
 Karım sordu: ‘Geldin mi?’
 Bobam sordu: ‘Dindin mi?’
 Anam sordu: ‘İdin mi?’ (Sabaa Yıldızı der.;67). 
Bilindigi gibi Gagauz dili Güney-Vulkaneşt ve merkez Çadır-Komrat ağıza bölünmektedir.Ukrayna Gagauzları’nın konuşma dili de büyük çoğunlukla merkez ağzına aittir. Sayı bakımından çoğunluğu oluşturan merkaz ağzı yazılı edebiyatının kurulmasında da temel teşkil etmiştir. Folklor dili esasında gelişmeye yüz tutan edebiyat şair ve yazarların kalemlerinde de his olunmuştur. 

 Karaçoban bu ilk kitabından kazanmış olduğu para ile Gagauz sinemacılığında bir ilke yine imza attı ve tüm kitaptan gelen telif parasını Gagauzlar hakkında film yapmak için gereken bantları, film makinelerini almaya başladı. Herkez onun bu yaptıklarına şaşıyor , hatta bazıları “tuhaf” diye tanımlıyorlardır. Tek başına film yapan insanı görmek sanırım ki bu devirde adeta olanaksız. Halbuki bu adam , kendi başına hem rejisör hem müdür, hem kameraman vd. meslekleri kapsadı. Onun yardımcıları ise ilk önce onun isteği , bitimsiz çaşılma temposu ve tabii ki yanında onun etrafında koşan çocuklar oldu.
Kendi köyünü, insanlarını kameraya çeken ve daha sonra da kendilerine kültür evinde gösteren Karaçoban sıradan insanların sempatisini daha da kazanmış oldu ve halkın arasında bir “bilgin” olarak tanınmaya başlandı.

İnsanlar çok defa onun yaptıklarını bile anlamasalarda ona her zaman büyük istekle bilgi verir ve o da yazardı. Kızı Lüdmila Karaçobanla yaptığımız bir konuşmada babasından bahsederken şunu dedi: “annem babamı sabahleyin ekmek almaya gönderirdi, babam ise öğleye doğru gelirdi. O, insanlar kuyruğa girdiğinde onlardan azçok uzakta durur ve onların konuşturklarını defterciğine kaydediyor, daha sonra da kısa hikaylerindeki kahramanlara işliyordu”. İşte böyle bir insandı Karaçoban, kendini fazla ön plana atmayan, ama aynı zamanda bir enstitünün yaptığı iş kadar kendi başına iş yapardı.

Köyü hakkında onlarca kısa çapta film çektikten sonra o, köylüleri de eğitmeye başladı. 1965-66 yılında o Beşalma kütüphane müdürü görevini üstlendi.
Kendisi çok iyi derecede kemanda çalarken köydeki müzik severleri etrafında topladı ve yerli enstrumanlardan bando korosunu kurdu. Birgün köyün çeşitli yerlerinde kısa bir ilan asılıydı. Bu ilanda köyün genç müzikçileri ücretsiz konser verecekleri belirtiliyordu. Tabii ki, köylüler hemen tıklım tıklım kültür evini doldurdular. O ve diğer akşamlar Beşalma köyü Gagauzları için unutulmaz geceler olarak akıllarında ömür boyu kaldı. 

Karaçoban kendi halkını eğitimli görmek isterdi. Okula gitmeyen gençlere o gidiyor ve yetenekli olanları ileri doğru okumaları için teşvik ediyor, evlerine kitap dağıtıyordu. Birçok zaman da onlara sesli okur ve dünyadaki haberleri o şekilde yansıtıyordu. Yavaş yavaş yazarın, aydının etrafında okur kitlesi oluşmaya başladı ve daha sonra kütüphanede, kültür evinde okuma günleri, paneller oluşmaya başlandı. 

Radyo verilişleri yapan Karaçoban halkın ilgisini kazanmak, onların eğitim seviyelerini kaldırmak için kısa oyun parçaları, fıkralar, halk türkü ve maniler kullanıyordu. 

11 Ekim 1965 yılında Dmitriy Karaçoban Sovyet Birliği Yazarlar Birliği Üyeliğine seçildi. 
1965 yılında Moldova’nın başkenti Kişinev’de III. Yazarlar Birliği Kongresinde Gagauz kitaplarının çok az sayıda basıldığına işaret ederek bu sayının bundan sonra daha fazla tutulmasını ve o dinemin en önemli baskı evi “Kartya Moldovenyaske” ya bunu dikkate alması için dikkatini çekti. 

16 Eylul 1966 yılında Karaçoban en büyük görevlerinden birisine başladı. Yıllarca Moskova, Kişinev ve diğer kütüphanelerde, arşivlerde haftalarca oturan yazar, birçok tarihçi, etnograf , araştırmacı ile yazışmalar yaparak müzenin kurulması hakkında bilgi aldı, Gagauzların tarihini araştırdı. Müzeyi açmak için evden eve gezen kendisi, bazen anlayışla karşılanıyor , bazen ise ilginç durumlarla. Daha sonra da bu durumlarını hikaylerinde yansıtıyordu.
 
1966-1969 yılları arasında kendisinin kurduğu Tarih-Etnografik müzesinde müdür görevinde çalıştı, 1969-72 yılları arasında ayrıca ise bilimsel araştırmacı.
Müze için yer “bulamayan” o dönemin devlet görevlileri bu aydına çok sıkıntılı günler yaşattılar ve kendisi ilk önce atılmış bir değirmende müze açmış bulundu. Daha sonra ise defalarca hükğmetin kapılarını aşındırarak bugünkü müze için yer aldı ve orada yine kendi biriktirmiş olduğu para ile ve çok az miktarda devlet yardımı görerek müze yaptı. Bu müzesinin ilk duvarları Gagauz usulü ile, yanı imece usulu ile gerçekleşti. Yıllar geçtikten sonra ve dünya bilimi bu müze hakkında bilgi edindikten sonra bu müze UNESKO tarafından korunma altına alındı ve köyde bulunan en büyük ve bilgi açısından zengin müze olarak nitelendirildi. Bugün bu müzenin müdürü Karaçobanın kızı Lüdmila Karaçoban, onun yanında çalışanlar ise kendini gerçek Gagauz kültürüne adamış elemanlardır.
Dmitriy Karaçoban 10 şiir ve hikaye kitabın yazarıdır.

  1. “Илк лаф” - 1963г.;
  2. “Алчак сачак алтында, -1966 г.;
“Байылмак” -, 1969 г.;
“Йаныклык” - 1968 г.;
“Персенгелäр” - 1970 г.;
“Призвание сердца” - (rusça), 1970 г.;
“ Таманнык” -1977 г.;
“Зеленое пламя” - (rusça), 1972 г.;
“Стихлäр” - 1984 г.;
“Проза” - 1986 г.; 
“Азбука открытий” - (rusca), 1989 г.;
“Нюанслар” - (oyunları), 1997 г..
  Karaçoban son gününe yani 8 Ekim 1982 yılına kadar kurmuş yapmış olduğu müzede müdür olarak çalıştı. 
22 Nisan 1988 yılında Beşalma köy muhtarlığı tarafından D.Karaçoban adı verildi. 1996 yılında ise Gagauz Yeri Özerk Bölgesi Kararı ile Karaçoban’nın yaşamış olduğu eve Müze Evi diye statüsü verildi. 
Ayırca Komrat teoririk meslek lisesine D. Karaçoban adı verildi. Bazı sokaklara da onun adını taşımakta. 


  Çağdaş Gagauz edebiyatı bazı araştırmacılara gore ancak başlagıç arifesindedir. Bunun doğruluk payı olmasına rağmen yapılmış olan çalışmalara baktığımızda az sayıda aydının çalıştığını görseniz de bunların her biri adeta bir enstitü gibi çalışmış ve ardına dev eserler, yapıtlar bırakmıştır. 
Gagauz milli duygusunun oluşması onun aydınları, önderleri ile başlamakta. Kendi diline sahip çıkan, tüm milli zenginliklerini koruyan ve nesillere aktaran bu üç tane aydın adeta mucizeler yarattı.
Gagauz kimliğimizi kendi kendimize kazandırırken, onlar diğer yandan da bizim Türk soyundan olduğumuzu daha bir defa hem kendimize hem de dünyaya bildirmiş oldular. 
Gagauz halkı kendi kahramanlarını bilmekte. Gagauz milli kültüründe bu üç zirve tıpkı Gagauz bayrağında varolan üç tane yıldız gibi bizi geleceğe götürmektedir.


Yazarların eserleri ve kullanılmış olan kaynaklar:

Tanasoglu, Dionis (1969). Adamın İşleri, Chişinâu: Ştiinţsa.
Tanasoglu, Dionis (1969). Çal Türküm, Chişinâu: Ştiinţsa.
Tanasoglu, Dionis (1970). Hoşluk, Chişinâu: Ştiinţsa.
Tanasoglu, Dionis (1975). Gençlik Türküleri, Chişinâu: Ştiinţsa.
Bucaktan Sesler. (1959). (Hazır.D.Tanasoglu). Chişinâu: Ştiinţsa.
Baboglu, Nikolay (1984). Dunay Pojaluy v Dom, Kişinev.
Baboglu, Nikolay (1988). Тарафымын пиетлери. Kишинев:Литература Артистикэ. 
Литература сабаалыклары ушак башчаларында (1990). С. М. Чемортан. ( уйдурду хем чевирди Н.И.Бабоглу). Кишинев: Лумина.
Baboglu, Nikolay, İgnat Baboglu (1991). Гагоуз дили. 7-жи класслар ичин. Кишинев. Лумина. 
Baboglu, Nikolay, İgnat Baboglu (1991). Гагоуз дили. 8-9-жу класслар ичин. Кишинев. Лумина. 
Baboglu, Nikolay, İgnat Baboglu (1993). Гагаузча-Русча хем Русча-Гагаузса Школа Сöзлуу. Кишинев.
Baboglu, Nikolay, İgnat Baboglu (1997). Gagauz Dili. Gramatika. 7-ci klaslar için. Chişinâu: Ştiinţsa.
Baboglu, Nikolay (1998). Gani. Annatmaklar uşaklara deeni.
Baboglu, Nikolay, İgnat Baboglu (1998). Gagauzça-Romınca, Romınca-Gagauzca Sözlük. Chişinâu.
Baboglu, Nikolay, İgnat Baboglu (1999). Gagauzcanın Gramatikası. Fonetika, Leksika, Morfologiya, Sintaksis. Chişinâu: Ştiinţsa.
Baboglu, Nikolay (2000). Publiţistika yazılarından. Kişinêu. 
Baboglu, , İgnat, Konstantin Vasilioglu, Nikolay Baboglu (2001). Gagauz Dili hem Literatura Okumakları 5. klaslar için. Ştiinţa.
Baboglu, , İgnat, Konstantin Vasilioglu, Nikolay Baboglu (2001). Gagauz Dili hem Literatura Okumakları 6. klaslar için. Ştiinţa.
Baboglu, Nikolay (2003). Gagauzların kaderi. Chişinâu. Pontos.
Baboglu, Nikolay (2003). Güz çiçekleri. Seçmä şiirlär Chişinâu. Pontos.
Baboglu, , İgnat, Nikolay Baboglu, Konstantin Vasilioglu (2003). Gagauz Dili hem Literaturası. 9. klaslar için. Ştiinţa.
Baboglu, , İgnat, Nikolay Baboglu, Konstantin Vasilioglu (2003). Gagauz Dili hem Literaturası. 8. klaslar için. Ştiinţa.
 Karaçoban, Dmitriy, (1963) Илк лаф. Кишинев: Штиинца
 Karaçoban, Dmitriy, (1966) Алчак сачак алтында. Кишинев: Штиинца.
Karaçoban, Dmitriy, (1969) Байылмак .Кишинев: Штиинца.
Karaçoban, Dmitriy, (1968) Йаныклык. Кишинев: Штиинца.
Karaçoban, Dmitriy, (1970) Персенгелäр. Кишинев: Штиинца.
Karaçoban, Dmitriy, (1970) Призвание сердца” - (rusça), Кишинев: Штиинца.
Karaçoban, Dmitriy, (1977) Таманнык. Кишинев: Штиинца.
Karaçoban, Dmitriy, (1972) Зеленое пламя” - (rusça). 
Кишинев: Штиинца.
Karaçoban, Dmitriy, (1984) Стихлäр. Кишинев: Штиинца.
Karaçoban, Dmitriy, (1986) Проза. Кишинев: Штиинца.
Karaçoban, Dmitriy, (1989) Азбука открытий” - (rusca). Кишинев: Штиинца.
Karaçoban, Dmitriy, (1997) Нюанслар” - (oyunları). Кишинев: Штиинца.
Argunşah, Mustafa (1996).‘Çağdaş Gagauz Şiiri’, Türk Dili, Türk Şiiri Özel Sayısı V,(Türkiye Dışı Çağdaş Türk Şiiri). Ankara: TDK Yayınları:531.
Чеботарь, Р.А. (1993).Художественная литература /50-80-е гг.ХХ в./Очерки. Кишинев: Штиинца.
 Д.Н. КАРА ЧОБАН ( basılmamış bildiri). hazırlayan Lidmila Karaçoban. Yazarın arşivi.


 
back

Add comments:

Input code from image:


Added comments



-1' 31/05/2015 00:54
 
-1' 07/04/2015 14:16
 
e-mail 07/04/2015 14:16
 
-1' 23/02/2015 12:54
 
e-mail 23/02/2015 12:54
 
YANA 4456447 02/12/2014 15:48
BULMAA BENIM TOPRAAM TURLU DILLAR
 
-1' 17/11/2014 21:00
 
e-mail 17/11/2014 21:00
 
-1' 27/08/2014 00:42
 
e-mail 27/08/2014 00:42
 
back
Gagauzlar.md